Mert, şirketin satış departmanında çalışan genç ve hırslı bir yöneticiydi. Her sabah ofise geldiğinde ilk

Güneş, devasa beton binaların kirli ve bulanık camlarında kayboluyordu. Güneşin dili olsa, “Ben doğdum ama

Nuri yaklaşık iki yıldır amcasının yanında çalışıyordu. Amcası bir bayram ziyaretinde: “Nuri evladım İstanbul’a gel,

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte taksi durağı da yavaş yavaş canlanır. Henüz şehir tam uyanmamıştır ama

Sabahın o gri, yarı uykulu saatleri. Şehrin henüz kendine gelemediği ama simitçilerin mesaiye başladığı vakitler.

Sabah saati olmasına rağmen kafe tenha değildi. Daha çok beyaz yakalı çalışanların kısa toplantılar yaptığı