Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte taksi durağı da yavaş yavaş canlanır. Henüz şehir tam uyanmamıştır ama direksiyon başındakiler için hayat çoktan başlamıştır. Çay buharı ile çıtır çıtır simit kokuları havada birbirine karışır. Gece vardiyasından kalan hikâyeler sabahçılara devredilir. İşte böyle bir ortamda aynı durakta çalışan iki adam, iki ayrı hayat gibi durur karşımızda. Müjdat ve Ferdi.

Müjdat, durağın en eski isimlerinden biridir. Yıllardır aynı yerde çalışmanın verdiği bir rahatlık tüm hareketlerinden kendini belli eder. Kimse ona kolay kolay karışamaz. Babasından kalan kendi taksisini kullanır ama bu sahiplik ona sorumluluk değil sanki bir umursamazlık yüklemiştir. Arabası çoğu zaman kirli, koltukları yıpranmış, kaportası ise çiziklerle doludur. Trafikte sabırsızdır ve zaman zaman kırmızı ışıkta geçmekten de hiç çekinmez. Neden yaptığı sorulunca da mutlaka bir bahanesi vardır.
Ani manevralarla hem kendini hem başkalarını tehlikeye atar. Müşteri seçmek onun için sıradan bir durumdur. Kısa mesafeye gidecek birini gördüğünde yüzünü buruşturur, hatta bazen açık açık almak istemediği için “değişim saati” der. Uzun mesafe müşteriyi ise en kestirme yoldan değil en kârlı gördüğü yoldan götürür. Onun iş anlayışında para söz konusu ise her şey mubahtır.
Müjdat diğer mesai arkadaşlarına kıyasla daha fazla ciro yapar. Buna rağmen, kıyıya köşeye koyduklarına bakıldığında aslında fazla da bir şeyi yoktur. Sürekli aldığı cezalar, aracın bitmeyen masrafları ve kavga ettiği müşteriler derken kazancı eriyip gider. Bir gün trafikte biriyle tartışır, ertesi gün müşteriyle ağız dalaşına girer. Bütün gün barut fıçısı gibi gezer. Hayatı da bir mücadele gibi yaşar ama bu mücadelenin sonunda kazanan mı kaybeden mi olduğunu hiç düşünmez.
Ay sonu geldiğinde cebinde kalan para çoğu zaman yakıt parasını bile zor karşılar. Bekâr ve tek başına yaşar, ne düzenli bir hayatı vardır ne de geleceğe dair bir planı. Bu tavırları onu arkadaşsız da bırakmıştır. Bütün derdi günü kurtarmak ve az çalışarak çok para kazanmaktır.

Diğer şoför Ferdi ise aynı durağın belki de en sessiz ama en az dikkat çeken ismidir. O da sabah erkenden işinin başındadır ama telaşı farklıdır. Kullandığı araç kendisinin değil kiralıktır. Buna rağmen arabaya gözü gibi bakar. Her gün titizlikle temizler, düzenli kullanır. En küçük arızayı bile geciktirmeden yaptırır. Trafikte kurallara uyar, acele etmez. Müşteri ayırt etmez. Kısa mesafe de olsa uzun mesafe de olsa aynı saygıyla yolcuları nezaket içerisinde taşır. Gideceği yere en doğru ve en dürüst yoldan götürürdü.
Ferdi’nin müşterileriyle ilişkisi de farklıdır. Gereksiz samimiyete girmez ama mesafesini de soğuklukla karıştırmaz. İnsanlar onun arabasına bindiğinde kendini güvende hisseder. Bu yüzden sık sık aynı müşteriler tekrar onu arar. Durağa geldiğinde arkadaşlarıyla selamlaşır, kimseyle sorun yaşamaz. Aynı zamanda evli ve çocuk sahibidir. Kazandığı paranın hakkını vermek ister. Az da olsa bir kenara koymayı başarır. Büyük paralar kazandığı söylenemez ama hayatında bir düzen bir huzur vardır.
Hayatla rekabet edilmez, hayatla uyumlanılır.
İki adam arasındaki fark sadece çalışma şekli değildir. Hayata bakış açısıdır aslında. Müjdat günü kurtarmaya çalışırken, Ferdi geleceğini inşa eder. Müjdat kısa yoldan daha çok kazanmanın peşindeyken Ferdi doğru yoldan kazanmanın derdindedir. Biri sürekli koşturur ama yerinde sayarken diğeri ağır ama sağlam adımlarla ilerler. Biri sürekli hayat ile boğuşurken diğeri hayatın formülünü, kurallarını bilir ve ona göre hareket eder.
Paranın miktarından çok teması önemli.
Aslında çok kazanmak her zaman kazanmak değildir. Paranın miktarı kadar nasıl kazanıldığı da önemlidir. Önemli olan kazanılan paranın nasıl harcandığıdır. İnsanlara saygı duymadan kuralları hiçe sayarak elde edilen kazanç çoğu zaman elde tutulamaz. Ama az da olsa emekle ve dürüstlükle kazanılan para beraberinde huzur getirir.
Günün sonunda insanın cebinde ne kadar para olduğu kadar içinin ne kadar rahat olduğu da önemlidir. Çünkü bazı kazançlar sadece cüzdana girerken bazıları ise insanın hayatına temas eder.
Peki, siz olsaydınız direksiyonda hangisi olmak isterdiniz? Gün boyu daha çok kazandığını sanan ama elinde bir şey kalmayan Müjdat mı? Yoksa daha azla yetinip hayatını kurabilen Ferdi mi? Aslında hangisi daha “kazançlı” bu hayatta?
13 Responses
İnsan kötü hizmet aldığı yere tekrar gitmek istemiyor kaliteli hizmet aldığı yeride değiştirmek istemiyor. Kaliteli hizmetle kötü hizmet arasındaki fark sürekliliktir.
Çok güzel bir yazı olmuş …
Ferdi gibi taksici nerdeee…
Hayatın içinde çevremizde ailemizde nice Ferdiler ve Müjdat gibiler var. Ferdigillerin az az toplayarak bir karınca misali birikim yaptığını, huzurlu olduğunu ,işinde başarılı olmaya çalıştığını ve eğer kendine de dışardan iyi özellik kattıklarında ne kadar başarılı olduğunu görüyorum.
Malesef günümüzde taksi şoförlerinin çoğu müjdat gibi, ferdilere çok ihtiyacımız varrrr
kurnazlığın insana uzun vadede hep kaybettirdiğini anlatan güzel bir hikaye olmuş…
Aynı işi yapan iki insanın farklı hayat anlayışlarının sonuçlarını karşılaştırıyor. Müjdat kısa yoldan kazanmaya odaklanırken düzenini ve huzurunu kaybederken, Ferdi dürüst ve disiplinli çalışarak daha sade ama sağlam bir hayat kuruyor. Anlatı, kazancın sadece para olmadığını; huzur, güven ve istikrarın da gerçek birer değer olduğunu vurguluyor.
Dışardan bakınca, babanın arabası, kira ödemiyorsun, yolcuları uzun yoldan götürüyorsun, oh mis gibi paraya para demezsin gibi görünüyor… Ama işin içine girince Ferdi daha çok kazanıyor, daha mutlu, daha başarılı… Hiç göründüğü gibi değil işler…
Ferdi gibiler bu dönemde enayi gibi görünüyor…
Kazanırken insan “Nasıl daha çok kazanırım?” sorusundan önce, “Nasıl doğru ve sürdürülebilir şekilde kazanırım?” sorusunu sormalıdır.
Birinden duymuştum , Nasuh Marukiye sormuşlar bu dağlara nasıl tırmanıyorsun ? Zorlukları pek çok.
Verdiği cevap bu yazıdaki gibi , ‘Ben sadece o dağa uyumlanıyorum’.
Hayata uyumlanmak lazım.
Tek kelimeyle harika bir analiz! Müjdat’ın hırslı kaosuna karşılık Ferdi’nin o pırıl pırıl huzuru, aslında hayata hangi camdan baktığımızın harika bir özeti olmuş. Görsellerle metnin bu kadar kusursuz bir uyum yakalaması da okuma keyfini ikiye katlıyor. Sonundaki o soru insanı gerçekten kendi direksiyonunu sorgulamaya itiyor: Cüzdana dokunup eriyen paranın mı peşindeyiz, yoksa hayata dokunan huzurun mu? Yazanın emeğine sağlık, harika bir içerik olmuş!”
Ferdi sadece para kazanmayı değil, helal kazanmayı tercih ediyor. Bu da rızkını bereketlendiriyor. Müjdat cebine girene değil de, ay sonunda cebinde ne kaldığına baksaydı keşke…