Sabah Beşte Açılan Kepenk

Sabah Beşte Açılan Kepenk

Sabah Beşte Açılan Kepenk

4 dk okuma

Ellili yaşlarını devirmiş bir ayakkabı ihracatçısıydı artık. Otuz yılı aşkın süredir aynı işi yapıyor. Her sabah istisnasız bir biçimde saat beşte dükkânının kepengini kaldırıyordu. En erken dükkanını açanlar önce fırıncılar sonraysa O’ydu. Bu alışkanlık sadece disiplin değil; hayatla kurduğu ilişkinin özetiydi.

On beş yaşında, günümüze göre çocuk denebilecek bir yaşta çalışmaya başlamıştı. Babasını erken kaybetmesi, kardeşlerinin yükünü onun sırtına yüklemişti. Haliyle, çocukluğu kısa sürmüş ve sorumluluklarla çok erken tanışmıştı. Bu ona hayattaki ilk dersini vermişti. “Ayakta kalmak ve ailemi korumak için çok ama çok çalışmalıyım.” Bu yüzden boş durmayı hiç sevemedi. Parayla olan ilişkisini ise daha çok güvenlik üzerinden tanımlıyordu. Yine bu yıllarda parası olursa her zaman güvende olacağına dair inanç oluşmuştu içinde.

Yirmili yaşlarına geldiğinde ise ciddi bir kararın eşiğindeydi artık. Yeni bir ülke, yeni bir şehir, yeni bir çevre, yeni bir kültür ve yeni insanlar…  İşte burada, toplumun  bir ihtiyacının farkına vardı. Gittiği ülkede ayakkabı üretimi yoktu; piyasa tamamen ithalata bağlıydı. İnsanlar, daha kaliteli ve daha dayanıklı ürünler kullanmak istiyorlardı. Fakat, insanlar imkanları olmasına rağmen istedikleri ürünleri bulamıyorlardı. Burada bulduğu fırsatı hemen değerlendirmeye koyuldu. Yıllarca biriktirdiği tüm parasını ayakkabı ticaretine yatırdı. Müşterinin ihtiyacı olan doğru ürünü getiriyor, doğru zamanda ve toptan fiyatına dağıtıyordu. Kısa sürede ürünlerine olan talep arttı. Buradaki yüksek miktardaki talep ve rakipsiz bir ekosistemde işini çok hızlı büyüttü. Depolar doldu, nakit akışı güçlendi. Başarı kısa sürede gelmişti.

Kısa sürede gelen başarılı neticeler, özgüvenini artırmıştı. Bu da, ona daha riskli hamleler yapma adına cesaret veriyordu. İlk hatasını da o dönemde yaptı.

Sezon öncesi sipariş verirken ihtiyacından fazla mal getirmeye başladı.. “Nasıl olsa satarım” düşüncesiyle hareket ediyor, satış kapasitesini abartıyordu. Deposu sürekli doluydu ama bu doluluk ciddi kira ve finansman maliyeti demekti. Stokta bekleyen ürünlerin modası geçiyor ve zaman geçtikçe değer kaybediyordu. Satamadığı ürünlerin ödemesini, sattıklarının kârından kapatmaya başladı. Zamanla da elde kalan malları maliyetinin altında elinden çıkarmak zorunda kaldı. Kâğıt üzerinde büyük bir ticaret dönüyordu, ama gerçek kârı eriyordu. İşte ticarette hızlı büyümek, her zaman sağlam büyümek anlamına gelmez.

İkinci hatası ise daha sessiz ama daha derindi. Teknoloji gelişti, online satış yaygınlaştı, sosyal medya markaların vitrinine dönüştü. Rakipleri dijital kanallara yatırım yaparken o bu konuya mesafeli durdu. Tüm kontrolün kendisinde olmasına alışmıştı ve yıllar içerisinde ustalaşmış bir ekip kuramadı. Bu yüzden kandırılırım korkusuyla kontrolü paylaşmak istemedi. “Ben bu işi yıllardır yapıyorum” diyerek değişime direndi. Oysa ticarette deneyim, değişime kapalı olmak değil; değişimi erken fark edebilmek ve ona uyum sağlayabilmektir. Zamanla rakipleri onu birer birer geçti ve satış grafiği yavaş yavaş aşağı inmeye başladı. Artık eskinin tek ve rakipsiz firması değildi. Arz çok fazlalaşmış, talep eskiye oranla azalmıştır. Bu noktada, daha farklı sektörler dikkatini çekmeye başlamıştı.

Kardeşinin getirdiği yeni iş fikrini çok beğendi. Artık, ayakkabıda kazandığı parayı inşaata yatıracaktı. Kağıt üzerinde inanılmaz karlılık vardı. İnsanlar ticarette kazandıkları parayı genel itibari ile gayrimenkule yatırmaya başlamış, düşük konut kredileri de inşaat sektörüne inanılmaz bir ivme kazandırmıştı.

Hemen yeni bir şirket kuruldu. Şirketin başına kardeşini, muhasebenin başına da çok yakın bir arkadaşını getirdi. O işleri uzaktan idare edecekti. Hemen şehrin merkezinde çok büyük bir inşaat arazisi satın alındı. İnşaat için taşeronlarla anlaşmalar yapıldı. Bir süre sonra işlerde sorunlar çıkmaya başladı. İnşaat, çok hızlı biçimde parayı emiyordu. Yönetimden kimsenin bu işlerle ilgili deneyimi yoktu. Yanlış taşeronlarla yapılan sözleşmeler, rayiç bedelin çok üzerinde yapılan anlaşmalar firmanın belini bükmüştü. Giderek ödemeler aksamaya, taşeronlar birer birer işleri bırakmaya başladılar. Dışarıdan, çok basit ve karlı görünen her iş, aslında göründüğünden daha zordur. Ne kadar detaya inerseniz o kadar bilmediğiniz bir konuyla karşılaşırsınız. Bilinmezlerle dolu bu yolculuk, onları dönülmez bir yola sokmuştu. Ticari hayatında ilk defa yokuş aşağı yuvarlanmaya başlamıştı. İşin kötüsü ise bu konuda ne yapacağını bilmiyordu. Çekleri birer birer icraya veriliyordu. En güvendiği “dostum” dediği insanların icra avukatlarını yollaması ona intiharı bile düşündürmüştü.

Bunca olumsuzluğa rağmen bir çıkış yolu ararken tüm borçlu olduğu insanları ziyaret etmeye başladı. Herkese borcunun bir şekilde ödeneceği ile alakalı sözler verdi. Ben büyük bir iş adamıyım kaprislerine girmedi. Hemen lüks otomobillerini, fabrika arazisini sattı. Eskiden olduğu gibi 100 m2 küçük bir atölyeye taşındı. Her şey nasıl başladıysa tekrar öyle başlayacaktı. Onu eskiden ne başarılı kıldıysa, disipline bir şekilde onları yapmaya başladı. Dükkanı sabah beşte açmaya, müşterilerle eskiden olduğu gibi kendi ilgilenmeye başladı. Yanlış yaptığı hamleleri düşünerek ders çıkarmaya başladı. Basamakları birer birer çıkacaktı. Hayatta kısa yola, kurnazlığa yer yok deyip bir daha beş basamak birden atlamaya çalışmayacağım dedi. Yıllar geçtikçe borçlarını kapatmaya, müşterilerini ve eski saygınlığını kazanmaya başladı. Borçlarını kapattıkça insanlar ona saygı ve sevgi duyuyorladı. Kepçeyle kaybettiğini kelimenin tam anlamıyla çay kaşığıyla topluyordu. 

Bugün hâlâ her sabah saat beşte dükkânını açıyor. Artık daha temkinli sipariş veriyor. Nakit akışını daha dikkatli yönetiyor. Dijitalleşmeye mesafesi azalmış durumda. En önemlisi, ailesine karşı yaptığı hataların farkında. Eskisi gibi savruk değil. Gösterişten uzaklaştı, odak geri geldi. İş belki eski ihtişamında değil ama daha bilinçli bir zeminde ilerliyor.

Ticaret ona şunu öğretti: Fazla mal zenginlik değildir; kontrolsüz büyüme gizli risktir. Deneyim, değişime direnen değil değişimi okuyan kişide anlam kazanır. Ve para büyürken karakter küçülürse, sonuç eninde sonunda dengelenir.

Şimdi sorulması gereken soru şu:

Bir tüccarı gerçekten kriz mi küçültür yoksa kendi hatalarını zamanında kabul etmemesi mi?

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (30)

  • Suleyman Baykuş dedi ki

    16 Mart 2026

    Ellerinize sağlık…

  • Salih Yörük dedi ki

    16 Mart 2026

    Ahhh ah keşke o saatlerrde kalkabilsem.. 1-2 kalkıyorum sonra devamı gelmiyor

  • Onur Aslan dedi ki

    16 Mart 2026

    Günümüzde tekrar toparlanacağımız bir dükkanımız yok.
    Ama “şu matematik dersine tekrar çalışacağım ve hiç bir şey bilmiyormuş gibi tekrar niyetleneceğim “ diyerek doğru ana kapıdan tekrar girmeye çalışabiliriz..
    (Dükkan)(Matematik)(Ailem)(Sağlıklı yaşama çabam)(İşe yaramaz arkadaşlarım:)

    Bu bilgileri çağrıştırdı bende

  • Namık Kemal Sonmez dedi ki

    16 Mart 2026

    Benzer bit çok hikaye duyumları hep çevremizde; Hızlı büyüme / Fırsatların çokluğu odagın kaybolmasına neden oluyor / vixyon bulanıklaşıyor kontrol kayıp oluyor

  • qkhn dedi ki

    16 Mart 2026

    Ticarette en büyük sermaye para değil, karakterdir. Krizler insanı yıkmaz; sadece hatalarımızın aynasını tutar. Hatalarından ders alabilenler yeniden başlar, ders almayanlar ise aynı yerde tekrar düşer. Gerçek tüccar, kaybettiğinde bile ayağa kalkabilendir.

  • Aydin G. dedi ki

    16 Mart 2026

    Tüccar ihtiyaç gidermek yerine, öncelikle para kazanma hırsı ile hareket ederse o işte zarar edecektir. Bu hikayede olduğu gibi sırf hızlı ve kolay para kazanmak için bilmediği işe girenler de, nihayetinde zarar edecek.

  • Selim dedi ki

    17 Mart 2026

    Sanırım "Para büyürken karakter küçülür mü?" sorusunu hepimiz kendimize sormalıyız, bu sorunun gerçek cevabını bulabildiğimizde o zaman zamanın ötesine geçeriz. Teknoloji çağının getirdiği hız bize bu sorunun cevabını unutturdu maalesef.

  • Ugur Çelebi dedi ki

    24 Mart 2026

    Hayat sizden alacağını mutlaka alır.

  • Demet K. dedi ki

    27 Mart 2026

    Ticarette malını-sermayesini artırmaya çalışmak yerine, verdiği ve aldığı faydayı-teması artırmaya odaklanmak işin büyük kısmını kurtarmak değil midir?

    • Çiğdem s. dedi ki

      28 Mart 2026

      2.3. Şube açınca kazandığını zannediyor insan. Sonra bir bakıyorsun ki zamanla kapatmaya başlamış. 3 şubesi var ama şubelere uğramıyor hiç teması yok..

  • Filiz A. dedi ki

    28 Mart 2026

    İnsan her alanda olduğu gibi ticaretinde de hata yapabilir elbette... Önemli olan bu hatada ısrar ediyor mu? İnsanı asıl çöküşe götüren şey bu olsa gerek... Yoksa hatasını anlayıp toparlamaya çalışan insanın görüntüsünden daha güzel ne var ki...

  • B.I. dedi ki

    29 Mart 2026

    İnsan onu olumlu sonuçlara götüren doğru stratejilerini neden bir anda bırakır? Sayılar, büyüme isteği ve kıyaslar insanın en büyük yanılgısı.

  • Nur dedi ki

    30 Mart 2026

    İnsanın bitmek bilmeyen istekleri maalesef yanlış seçimlere sebebiyet verebiliyor. Mesele bilinci kapatmadan doğru hamleleri yapabilmek. 🌿

  • SinemK dedi ki

    30 Mart 2026

    Krizler değil, krizlere verdiğimiz tepkiler belirliyor sonucu. Hızlı büyümenin bedelini, sabırla toparlamanın değerini çok net göstermişsiniz 👍🏻👏🏻

  • Tuğba Akkoca Meclis dedi ki

    13 Nisan 2026

    Ticarette gerçekten yapılan en basit ve en sık tekrarlanan hatayı anlatan bir makale... Hem de çözüm sunuyor... Kaleminize sağlık çok ama çok beğendim

  • Ahmet dedi ki

    15 Haziran 2026

    Buradaki öykü aslında hepimizin şahit olduğu öykülere benziyor. Hep aynı hataları yapıyor insanlar, neden peki? ....

  • Miray dedi ki

    16 Haziran 2026

    Krizlerden büyüyerek çıkan firmaların çoğu duygularına hakim olan ve sabırlı olan firmalar. Karakter katmak lazım , firmalarda insanlarda gibi yaşıyorlar.

  • Mesut dedi ki

    19 Haziran 2026

    Olaylara verdiğimiz tepkiler hayatımızı şekillendiriyor. O yüzden anlık hazlar yeri toplamda fayda verecek doğru hamleleri yapmamız gerekiyor.

  • Mahmut dedi ki

    21 Haziran 2026

    Başarılı bir iş insanı, usta, baba kimlik önemli değil. Onu başarıya taşıyan şeyi bıraktığında veya başka biri ondan daha iyi yapmaya başladığında kazandığını kaybetmeye başlıyor.

  • Salim dedi ki

    21 Haziran 2026

    Ticarette ve hayatın çoğunda dengeli ve gücün nispetinde büyümek gerekli

  • E_G dedi ki

    22 Haziran 2026

    Bir tüccarı kriz küçültmez; hatalarını görmezden gelmesi, kibri ve gerçeklerle yüzleşmeyi ertelemesi küçültür.

  • Ömer dedi ki

    22 Haziran 2026

    Büyüdükçe küçülebilen mütevazi insanlar ne kadar da karizmatik görünüyor bence

  • M.Ali K. dedi ki

    22 Haziran 2026

    Ticarette başarılı olan insan ticaret yaparken duygularına hakim olan insandır. Heyecan miktarı artarsa insan ticarette kaybetmeye mahkumdur.

  • Mahmutcan Şerif dedi ki

    23 Haziran 2026

    Yanlış yapabiliriz. Ama onu görüp düzeltmeye başlarsak daha büyük kayıp yaşamadan yolumuza ilerleyebiliriz.

  • SELMAN dedi ki

    23 Haziran 2026

    Her iş bedelini ister, bu bedeli ödemediğimiz sürece o işe borçlu kalırız ve hayat tahsil etme konusunda çok kararlı davranır.

  • Ufuk dedi ki

    26 Haziran 2026

    Tüccarı kriz değil, hatalarını kabul etmemekteki ısrar küçültür. Başarı ise ders alıp yeniden ayağa kalkabilmektir.

  • Ufuk dedi ki

    26 Haziran 2026

    Başarı fırsatı görmekle başlar; onu kalıcı kılan ise disiplin, ölçü ve tevazudur. Hızlı büyüme heyecan verse de, kontrol kaybolduğunda en büyük risk başarıdan doğabilir.

  • İsmail dedi ki

    30 Haziran 2026

    Meslek hayatımda tam da bu anlattığınız dönemeçlerden geçiyorum. Tecrübeleriniz ve aktardığınız bu öğretici bakış açısı, şu an vermem gereken kararlarda bana resmen rehber oldu.

  • ESER dedi ki

    30 Haziran 2026

    Ticaret de çok defa düşülen hata.. Keşke yaşamadan öğrenilebilseydi maliyeti bu kadar yüksek olmazdı. En azından ders alıp toparlayabilmiş hikayede ki kahraman..

  • Hk dedi ki

    3 Temmuz 2026

    Başarı insanı büyütebilir, fakat kontrolsüz hırs, kibir ve değişime direnmek insanı düşürür. Hatalarından ders çıkaran ve yeniden emek veren kişi ise tekrar ayağa kalkabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.