İğne İle Kuyu Kazanlar - Bir Terzinin Hikayesi

İğne İle Kuyu Kazanlar - Bir Terzinin Hikayesi

İğne İle Kuyu Kazanlar - Bir Terzinin Hikayesi

3 dk okuma

O dönemler bizim kasabanın en işlek caddesinde iki terzi dükkânı vardı. Biri vitrini sürekli ışıl ışıl parlayan, kapısında yüksek sesle reklam yapan Nihat Usta’ya aitti. Diğeri ise daha mütevazı görünen, tabelası bile alelade olan Hasan Efendi’nin dükkânıydı.

Nihat Usta hızlı yükselmişti. Sosyal çevresi genişti, müşterilerine sürekli kendi başarısından bahsederdi. “Bu şehirde benim diktiğim takım elbisenin kalitesine yaklaşan yok,” derdi. Çıraklarına bile müşterilerin yanında yüksek sesle talimat verir, her işi gösterişe dönüştürürdü.

Nihat Usta’nın asıl ihtiyacı para değil, alkıştı. Müşterileri de dükkandan çıkarken Nihat Usta’yı övmek zorunda hissederdi.

Hasan Efendi ise sabah erkenden dükkânını açar, sessizce işine koyulurdu. Gelen müşteriyi dikkatle dinler, ölçü alırken acele etmezdi. Kumaşı keserken bile sanki görünmeyen bir emaneti koruyormuş gibi özenli davranırdı.

Çıraklarından biri bir gün dayanamadı. “Usta senin işin daha temiz. Ama herkes Nihat Usta’yı konuşuyor. Sen neden kendini göstermiyorsun?” dedi.

Hasan Efendi gülümsedi. “Evlat insan yaptığı işi büyüttükçe kendisi küçülür. Kendini büyüttükçe ise yaptığı iş küçülmeye başlar.” dedi. Çırak bu sözü tam anlayamadı. Aradan aylar geçti.

Nihat Usta’nın işleri daha da büyüdü. Yeni makineler aldı, dükkânını genişletti, her yere kendi adını yazdırdı. Fakat büyüdükçe sabrı azaldı. Kumaşların kalitesi düşmeye başladı. İşleri hızlandırmak için ince detayları atladı. Çünkü artık onun için önemli olan müşterinin memnuniyeti değil, daha fazla görünmekti.

Bir gün şehrin tanınmış tüccarlarından biri özel bir takım elbise diktirmek için dükkânına geldi. Nihat Usta büyük bir özgüvenle işi aldı. Fakat teslim günü geldiğinde takım elbisenin dikişlerinde kaymalar vardı. Kumaşın bazı yerleri potluk yapıyordu. Tüccar sinirlendi. “Bu kadar övdüğün işin sonucu bu mu?” dedi.

Kendini övmek iticidir.

Nihat Usta ilk kez sessiz kaldı. Çünkü uzun zamandır işine değil, kendine yatırım yapıyordu. O olaydan sonra şehirde insanlar yavaş yavaş Hasan Efendi’nin dükkânına gitmeye başladı. Çünkü onun yaptığı iş bağırmıyordu ama yıllarca dayanıyordu.

Bir gün aynı tüccar Hasan Efendi’nin dükkânına geldi. Ölçü alınırken Hasan Efendi tek kelime bile kendini öven bir şey söylemedi. Sadece dikkatle dinledi. Teslim günü geldiğinde tüccar aynanın karşısında uzun süre sessiz kaldı. Elbise tam oturmuştu. En küçük ayrıntıda bile özen hissediliyordu. “Bunu nasıl başardın?” diye sordu.

Hasan Efendi sakince cevap verdi: “Ben elbiseyi üzerime alkış toplamak için değil, seni mahcup etmemek için diktim.”

Tüccar o gün dükkândan çıkarken yanında sadece bir elbise götürmedi; unutulmuş bir hakikati de yanında taşıdı. Çünkü bazı insanlar başarıyı kendilerini büyütmek için kullanır. Bazıları ise yaptıkları işi insanlara faydalı hale getirmek için… İşte kalıcı olan da budur.

Bir iş büyüdükçe insanın egosu da büyüyorsa, gerçekten ilerleyen şey iş midir; yoksa sadece insanın kendini beğenmişliği midir?

Ticarette övülecek iş yapıp kendini geri çekmek, sadece bir tevazu değil, işin ömrünü uzatan temel bir kuraldır. Şiddet ve şımarıklıkla, yani sadece övgü ve hızlı sonuç almak için yapılan hamleler yükselişi hızlandırsa da başarıyı kısa ömürlü kılar. Aksine, adaletle ve sindire sindire ilerlemek, işin kök salmasını ve uzun süreli olmasını sağlar.

Eğer kişi kendi egosunun mutlak esiri sanıp ilahlaşırsa, büyük hedeflere ulaşmak için gereken o derin detayları fark edemez hale gelir. Gerçek başarı, bencilliği bırakıp “başkasına nasıl fayda sağlarım” diyenlerin, yani kendinden daha büyük meseleleri olanların kapısını çalar.

Takdir beklentisini bırakıp işin kalitesine odaklanmak ticari beklentiyi kalıcı kılar.

Paylaş

Bu yazı sana nasıl hissettirdi?

Tek tepki seçebilirsin. Başkasına basınca değişir, aynısına basınca geri alınır.

İlk tepkiyi sen bırak.

Yorumlar (7)

  • İsa dedi ki

    5 Eylül 2026

    İnsanın tüm hayatı boyunca herşeyde bu kural geçerli .yazıdan alınacak o kadar çok ders var ki .almak isteyene .işin sırrı fayda ve detay .

  • RD dedi ki

    18 Eylül 2026

    Kaleminize sağlık
    Çocukluğumda mahallemizdeki ayakkabıcı amcayı hatırlattı bana,o küçük dükkanda yıllardır çalışıyor.

    İnsanın hedefinde ne olduğu işin kalitesini belirliyor. İşi yapmış olmak için yapmak değil mesele gerçekten kaliteli bir iş çıkarıp ihtiyaç gidermek.

  • Ayşe B. dedi ki

    18 Eylül 2026

    Gerçek başarıda aynı zamanda bir süreklilik ve kalıcılık var. 👍

  • E. Koç dedi ki

    18 Eylül 2026

    Ne güzel anlatılmış.
    İnsanın en büyük kaybı kendini ilah yerine koymasından kaynaklanıyor demek ki. İlerlemenin önündeki en büyük engeli fark edebilmek ne güzel olur.

  • qkhn dedi ki

    25 Eylül 2026

    Başarının insanın kendini övmesiyle değil, yaptığı işin kalitesi ve başkalarına sağladığı faydayla ölçülmesi gerektiği. Kendini sürekli öne çıkarmak ve alkış beklemek, zamanla işin özünü ve kalitesini geri plana iter. Buna karşılık egoyu geri çekip işine, müşterine ve detaylara odaklanmak, kalıcı güven ve başarı oluşturur.
    Kısacası: Kendini büyütmeye çalışmak yerine işini büyüt; bırak, seni yaptığın iş anlatsın.

  • Alkan dedi ki

    17 Ekim 2026

    Cok guzel 👍
    Mesele isi buyutmek degil
    Mesele egonu kucultup insanliga verdigin faydayi buyutmek o halde.

  • Gürsel A. dedi ki

    17 Ekim 2026

    İnsan egosuna köle olup, kendinde kusur görmemeye başladığında, işi başarıya ulaştıran o ince detayları fark edemez hale gelir.

    Gerçek ve kalıcı başarı, insanın kendi egosunu, övgü beklentisini geri plana çekerek, tamamen yaptığı işin kalitesine, ince detaylarına ve insanlara sunduğu faydaya odaklanmasıyla elde edilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.